Öyle bir geldi geçti yaz ayları. Henüz mayısın yağmurları kovalarken haziran güneşini, aman ne de çabuk geldi temmuzun nemi, ağustos boyu ezan sesi işte size eylül'ün son demleri :)
Güneşin hafiften naz yaptığı, hırkanın pek de yük olmadığı sıcaklardayız artık. Yemyeşil çimenlere sapsarı yapraklar serpişirken omuzlarınıza ince bir mont, ellerinize de sıcak bir çift el eşlik ediyorsa değmeyin keyfinize!
Bu pazar boş durmadım, bol bol havayı kokladım. Kutu kutu mendillerim, burun spreyim, kırmızı montum ve sevdiceğimle ver elini sarı güneş, yeşil çimen tatlı müzik...Gribi bile keyifle yaşamak lazım şu kısacık dünyada. Aksıra tıksıra da olsa keyfine varmalı güneşin, yeşilin, mavinin, koku(su)nun... Yüzünü güneşe çevirip, ellerini montun cebine sokup gözleri biraz kapamalı insan. Hele tatil yapamayanlardansanız benim gibi, hiç fırsatını kaçırmamalısınız. Öyle ısıtmalı ki güneş sizi, zamanın ritmine ister rock'n roll uydurmalı ister bachata kondurmalı, yeter ki nefesleri biraz karıştırmalı. Şükür etmeli sevgini varlığına, doğanın kucağına, müziğin melodisine...Duyabilmeye, konuşabilmeye, görebilmeye, mis kokuyu içine çekebilmeye şükür etmeli gülümseyerek. Geç kaldım demeyin. Daha öğle tatilleri cuma kaçamağı ve uzun bir hafta sonu daha var önümüzde. Hem kim bilir belki biraz biraz yağmur da damlar yüzümüze biz gülümserken kendimize :)
Bu da benden tüm sevdiceklere ♥
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder