Eskiden çook eskiden, biz çoçukken pazar günleri anlamlı geçerdi.. Biz büyüdük; tüm günlerin, tüm ayrıntıların hayatımızıdaki insanların değişen anlamları gibi değişti pazarlarda. Hatırlarım hafif bir karın ağrısıyla başlardı, hele bir de yaz tatili ya da sömestr sonu pazarıysa anlamı ağırdı:) Hem tatildi hem de kocaman bir haftanın en başıydı sanki. Kendide bilmezdi nolduğunu, hani nereye çekseniz gelecek gibi. Hep kahvaltı geç başlardı, TRT'nin pazar konserine rastlardı.Mutlaka ertesi günün hatta koca haftanın giyecekleri yıkanıp ütülenirdi, eğer kendinizi yıkayamayacak kadar küçüktüyseniz hala çitilene çitilene banyo yapılınırdı.Tırnaklar kesilir,ödevlere bakılınır,öyle geç saatlere kadar sokakta kalınmaz, hep pazar'ertesi' için yaşanılırdı...Önceleri türk televizyon tarihinin en şahane dizileri vardı, akşam yemeğinden sonra artık pazarın bittiğini hissettiğimiz en sıkıntılı saatlerde başlardı Bizimkiler.Ailecek, apartmancak hatta mahallecek izlenirdi. Herkes bilirdi sanki o saatte diğerinin ne yaptığını.Sonraları biraz daha büyüdük, sabahlar aynı sırayla başlasa da pazar akşamların akışı biraz değişiverdi. Hayatımıza o muhteşem rengi, kulaklarda çınlayan sesiyle 'Parlement Sinema Kulubü' girdi.Henüz tek başımıza sinemaya gidemeyen bizler ve tüm hafta iş peşinde kalan vakitlerde de bizim peşimizde koşturan anneler babalar için özgürlük saatiydi.En güzel filmdi o, en heyecanlı, belki de en romantik:) Bitmesini hiç istemezdik, çünkü bilirdik ki o bittiğinde bir anlamlı pazar daha bitecek ve korkulan gün gelecek.
Büyüdük...Çok pazarlar geçti, çok yüzler eskidi. Filmleri sinemalarda, dizileri DVD lerde, banyoları duşlarda yapmaya başladık. Sürelerimiz kısaldı, telaşlarımız arttı, öyle büyük korkular var ki artık, pazar bile eski anlamını yitirdi. Kimse korkmaz oldu 'pazar ertesinden'...Eskiden çook eskiden, biz çoçukken pazar günleri anlamlı geçerdi. Şimdi pazar da öyle bir geçiyor, sırasını savmak için...
