30 Kasım 2012 Cuma
14 Kasım 2012 Çarşamba
Belki de AŞK başka Kasımdadır...
Mağrur bir ifade vardı yüzünde. Hani ne gelecek kadar cesur ne gidecek kadar kayıtsızdı sanki. Bıraksalar, öyle dikilir dururdu belirsiz sürelerce. Yapraklara bıraktı kendini... Allı kırmızılı, kahveli bejli dökülen yapraklara...Rahmetle ıslanan, rüzgarla savrulan, yan yana şiir dizeleri gibi sıralanan yapraklara...
Oklarını koydu bir kenara. Artık ağırlık veriyorlardı. Taşıması değil de, sorumluluğu yüktü omuzlarına. Tam vaktini tutturmak, hedefi net belirlemek, gelen istekleri göz ardı etmemek... Gülümsedi. "Yaşlanıyorum tüm bu detayları kontrol etmek için" diye geçti o gülümsemenin içinden. "Keşke, keşke inansalar okun da yayın da, aradaki uyumun da sadece kendi küçük kalplerinde olduğunu, hedefi şaşıra şaşıra tam da göbekten isabet edeceğini."Aniden durdu. Tam aksi yöne çevirdi heybetli gövdesini. Tecrübeleri gereği, istem dışı alıyordu "kokusunu". Yaslandığı ağacın altında duran ağır oklarından birini aldı, yayı gerdi, bir kaç saniye tereddüt etti, hangisi diye, sonra kadının kalbine fırlattı AŞK'ı. "Rastgele" dedi mırıl mırıl...
Oklarını koydu bir kenara. Artık ağırlık veriyorlardı. Taşıması değil de, sorumluluğu yüktü omuzlarına. Tam vaktini tutturmak, hedefi net belirlemek, gelen istekleri göz ardı etmemek... Gülümsedi. "Yaşlanıyorum tüm bu detayları kontrol etmek için" diye geçti o gülümsemenin içinden. "Keşke, keşke inansalar okun da yayın da, aradaki uyumun da sadece kendi küçük kalplerinde olduğunu, hedefi şaşıra şaşıra tam da göbekten isabet edeceğini."Aniden durdu. Tam aksi yöne çevirdi heybetli gövdesini. Tecrübeleri gereği, istem dışı alıyordu "kokusunu". Yaslandığı ağacın altında duran ağır oklarından birini aldı, yayı gerdi, bir kaç saniye tereddüt etti, hangisi diye, sonra kadının kalbine fırlattı AŞK'ı. "Rastgele" dedi mırıl mırıl...
10 Kasım 2012 Cumartesi
10 KASIM 1938
Gidişi gelişinden daha sıradandır insanların. Gözlerini dünyaya açtıklarında, eller çırpılır, ıslıklar çalınır,gülerek bakan gözler, pamuklara saran eller vardır etrafta. Gürültülüdür gelişlerimiz. Önce ağlar bebek, merhaba dercesine dünyaya. Sesini duyurur, hep sıkılıdır yumrukları gücünü kanıtlamak istercesine. Zamanla dişlerini de sıkmaya başlar, her bulduğunu ısırmaya. ''Aslan oğlum, cesur kızım'' nidalarıyla büyür yumrukları, yükselir çığlıkları. Adam olunur...Kadın olunur...
Gidişi gelişinden daha ses getiren kahramanlar vardır. Dünyaya az gelir onlar, gelirler, adam olurlar, adam ederler, ve ıslıklarla, çırpılan ellerle, sel dolan göz yaşlarıyla uğurlanırlar. Sıradan değildir hayatları, hiç de kolay olmaz geçtikleri yolları. Varlıkları uzun zamana yayılır, ama yoklukları ağır gelir. Varmış gibi, hala yanı başınızdaymış gibi, sanki sizi izliyormuş gibi hissetmek istersiniz. Gelişini pek anımsamasanızda, hayatınızdan çıkışını hiç unutamazsanız. Hatta belki de, siz geldiğinizde o fiziken çoktan gitmiştir...Gariptir, hiç duymadığınız sesini, kulaklarınızda, hiç dokunmadığınız ellerini omuzunuzda hissedersiniz. Resimlerden tanıdığınız gözleri çok tanıdık bakar, ''Aslan oğlum, cesur kızım'' diye mavi mavi ışıldar. O'nun gidişi sizin gibi milyonların gelişine sebebiyet vermiştir. Sizlerle tekrar tekrar dünyaya gelmiştir, yumruklarını yeniden sıkmış, hayat kavgasına yeniden başlamıştır. Görmeyene görünür, duymayana duyulur olmuştur. Dedim ya, gidişi gelişinden de kıymetlidir; bir tane gitmiş milyon tane dönmüştür. Kahramandır, şandır, şereftir,liderdir, dildedir, yürektedir, beyindedir...
74 yıldır dimdik duran, gidişi hiç yakışmamış, gelişine kurbanlar adanmış Mustafa Kemal vardır. Tek gelmiş, milyonlarla yaşamaktadır. Candır, Atadır, Bayraktır, gelişi de gitmeyişine hayrandır! Fiziki gidişini hasretle ansak da, içimizdeki ebedi varlığını kıvançla taşıyoruz!
Ruhun Şad Olsun K.ATATÜRK!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



