17 Ağustos 2012 Cuma

Visibilia ex İnvisibilibus

Algıladığımız, gördüğümüz ve dokunduğumuz her şey bir görünmezlikten kaynaklanır. Bir insanın yaşantısı, düşlediklerinin bir gölgesi, ilkelerinin gözler önüne serilmesi ve görünür dünyada inandığı her şeydir.
"Düş" varolan en gerçek şeydir.
Düşlerinizle parıldadığınız keyifli bayram olsun sevgili okuyucu ♥

10 Ağustos 2012 Cuma

Olimpiyat Dersi

Uykunun en güzel yerinde gelir bazen çişimiz. Soğuk bir kış gecesi, burnumuzu bile yorganın içine tıkıştırmışken yataktan kalkmak... soğuk terliğe basmak...Haydi bunları can havliyle yaptık diyelim, tuvalete kadar gitmek ve karanlığa alışkın gözlerimizi ışıklara, sıcaklıkla gevşemiş vücudumuzu soğuk klozete teslim etmek tarifsiz keyifsizdir!

Kumandayı sağımıza, yastıkları tam arkamıza koymuş, soğuk/sıcak içecekleri bir kol mesafesine yerleştirmiş, patlamış mısır kasesini kucağımıza almış ve "start" tuşuna basmak suretiyle tam kıvama gelmişken çalar ev telefonu. Tanrım! ne acıdır tüm bu ahengin ortasından kalkıp, ayakları yere koyup, duruma göre koşarak telefona cevap vermek :( Arayan mevlasını değil belasını bulmuştur garanti!

Kısa hayaller üzerine kurulur bazen gün sonları. Durağa kadar bitkin adımlarla yürürken tek düşünce "oturabilmektir" eve kadar. Vapurda denizi koklayan köşeye, dolmuşta cam kenarına, metro da gidiş yönü istikametine denk gelen bir yere yerleşmektir koşturarak duraklara gidenlerin kısa hayalleri. Tam da yakalayacakken koltuğu, burun farkıyla geçerler bizi. Küt diye oturuverirler sizin hedeflediğiniz yere! Dikilirsiniz ayaklarınızın üstünde çökmüş omuzlarınızla, yol bitmez...

Tüm bunları yaşadınız, yaşıyoruz. "Kimi"miz karbon fiber yapay bacaklarını takıyor önce soğuk kış uykularında tuvalete gitmeden, karbon fiber yapay bacaklarıyla koşuyor otobüs kuyruklarına... Hakiki bacağını yorgandan çıkarmaya homurdanan "bazı"ları, öz hakiki bacaklarıyla vapura depar atan "diğer"leri de durup "kimi"lerimize sahip oldukları bu bacaklarla avantaj sağladığını iddia ediyor! Haksız sayılmazlar esasen, o bacaklar yaşama inadını, ayakta durmanın dayanılmaz hafifliğini, beynin kastan kemikten etten çok çok daha kıymetli olduğunu anlatıyor "kimi"lerine.  Öz hakiki ayaksız en hızlı adam yapıyor "kimi"lerini. Tarihe karbon fiber yapma j bacaklarıyla koşturuyor onları, final çizgisini göğüsletiyor. Acıyı kahkahaya, eksiği bütünlüğe dönüştürme avantajı sağlıyor tabi!!!

Oscar Pistorius tuvalete giderken, telefona koşarken homurdanıyor mu bilemem, lakin tüm her yere "koşturabildiği" için tarifsiz avantajları olduğunu biliyorum. 400m de 2. olduğu içinde biraz kıskanıyorum sanırım :) Sahip olmadığı ayaklarıyla koşarken de ayakta uyuyanları rüzgarıyla titrettiğini görüyorum. Unutmamak gerek; "kimi"leri bir bulut gibi gelip, yel gibi geçerler. Siz engellerinizi yıkabilecek kadar şanslıysanız bulutun yağmurundan, yelin serinliğinden bir keyif çıkartırsınız kendinize. Yoksa hep avantaj hesabı yaparsınız, çok yazık sizin o halinize!

8 Ağustos 2012 Çarşamba

20. KURAL

Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.