şimdi bir de bunun içini doldurun, düşleyin....:)
bir de şarkısı var :p
29 Temmuz 2011 Cuma
27 Temmuz 2011 Çarşamba
günün sözü !
insanların da yan etkileri var...bazıları başını döndürürken, bazıları mideni bulandırabiliyor!!
25 Temmuz 2011 Pazartesi
24 Temmuz 2011 Pazar
pazar
Adı üstünde "resmi tatil" Kendisi diğerlerine göre pek bi havalı. Bendeniz pek hoşlaşmasam da tadından tuzundan, hep bana "ertesini" hatırlatsa da güzel bugün. Az uyudum. Az yedim. Çok güldüm. Güzel bir msjla uyandım. Maskemi yaptım, balkonumu yıkadım. Tahmin edildiği üzere kahve içmekteyim en sevdiğim kupamda. Sanırım öğleden sonra da çok keyifli bir sohbetle geçecek. Pazarın gelişi cumartesinden belli olur dememiş atalarmız ama ben şimdi dedim gitti. Geceyi neşelendiren tüm emekçilere, masada olanlara olmayanlara, hala kalbimizde kalanlara, telefonumun diğer ucundakilere, msjla ulaşanlara, beni düşünenlere, taze nişanlılara, boynu bükük yalnızlara, "felsefelog"lara :)), tatilden dönmekte olan dostlarıma, gecenin yarısından sonra yorumlarına güldüğüm kankama, çookkk özlediğim kardeşime teşekkürü borç bilirim. Sayenizde resmi tatilim gayet resmiyetsiz, her bişiye gülüyorum :))))))
İyi pazarlar sevgili okuyucu; ne yap et, en azından bir kahkaha at bugün.
İyi pazarlar sevgili okuyucu; ne yap et, en azından bir kahkaha at bugün.
19 Temmuz 2011 Salı
birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık?
Peki hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık? O zaman yanacak mıydık alev alev? Haklı mı Feridun bu noktada? Bu şarkıyı her dinlediğimde, melodisi kulaklarıma her ulaştığında, içimde bir isyan başlar. Kime, neye, neden...Bilemem ki. Her dinleyişte nedenler değişmiştir muhakkak, o geç kaldığım da geçmiştir. En çok "kendimi arıyorken, olmaktan korktuğum yerdeyim, sendeyim" kısmını seviyorum. Çünkü bu dize benim hiç değişmezim. Her aşk da kendimizi arıyoruz gibi gelmiyor mu size de? Bir öncekindeki kırık kapılarımızı, kopan yapraklarımızı, dökülen boyalarımızı aramıyor muyuz? Gülüşü gülüşümüze, nefesi nefesimize, duruşu duruşumuza yakıştırılmıyor mu? Aşkın o katı-sıvı-gaz halleri içerisinde, kendimizi bulduğumuz noktada diğer faza geçmiyor muyuz?Bir özür gibi gelir bu şarkı bana. " Alev alev yandığım doğru, küllerimden doğar mıyım sana doğru" diye sorabilecek kadar cesurken, yanlışlarda yorulduğunu ve aşka geç kaldığını baştan kabul edecek kadar da mahcuptur kişi. Aslında aşktan değil de, kendisinden korkar büyük ihtimalle. Sevmekle değil de, sevilmekledir derdi. Sevilmenin sorumluluğu daha büyüktür esasen. Biri sizi sevmiştir. Diğer bir anlamda, oluşunuz, varlığınız birini mutlu etmiştir. Sırf bu his bile, sizi sevenin oluşunu sevmenize bir sebeptir. Pek itiraf etmeyiz ama "beni seviyor", " seni seviyorum" dan bir adım öndedir. Hazzı çok başkadır sorumluluğu daha fazla! Hep daha fazla olmak istersiniz. Daha iyi hissetmek, daha güzel görünmek, daha zayıf olmak, daha genç durmak, daha sarışın, daha atletik, daha zengin, daha..daha...daha......Çünkü daha çok sevilmektir özü. Diğer yandan "seni seviyorum" yalındır. Ben işte, böylece seviyorum seni. Seni de öylece seviyorum. Söylendikten sonra sorumluluğu azalır.Beraberken kim olduğumuzu, benliğimizi daha iyi anladığımız için seviyoruzdur. Demem o ki; sevmek, kişinin kendini hırpalamasını, baltalamasını gidererek, aslında kendini sevmesi anlamına da gelir. O yüzden belki de " al beni ne yaparsan yap! " serzenişi Feridun'un ???
bu da şarkı :)
bu da şarkı :)
16 Temmuz 2011 Cumartesi
15 Temmuz 2011 Cuma
dualar, dilekler, gidenler, kalanlar...
An gelir, herkesin gözleri yumulup, elleri kalkar havaya. Hani en inanmayanın bile dudaklarını ısırıp hafiften yusuflayarak "Allah'ım lütfen yaa! " dediği olmuştur muhakkak. Şahsen öyle çok dini vecibelerini yerine getiren, dindar sayılabilecek biri değilim. Sadece inananacak bir güç olduğuna inanıyorum. Camilerin önünden geçerken kafamı kaldırıp gökyüzüne bakma ihtiyacı duyuyorum, kiliselerde hep gözlerim doluyor şakır şakır ağlıyorum. Bir kuvvetin, yaratanın, ilahi gücün -artık neyse tanımı- bana yardım edebileceğini hissetmek belki rahatlatıyor beni. Bazen öyle ters gidiyor ki herşey, öyle kahpe oluyor ki insanlar, öyle kuruyor ki bastığım topraklar, öyle kayıp gidiyor ki canlarım ellerimden; işte o zaman " lütfen diyorum, eğer bunları değiştiremiyorsan, bunlara dayanmama yardımcı ol!" Biliyorum ki; her canlının bir sebebe ihtiyacı var. Ne sadece bilim, ne sadece ilim yeterli bize bir sebep olmaya. Hoş, ne sadece dua ne sadece alkol geçirebiliyor acılarımızı tam anlamıyla.
Bugün kandilmiş. Gidenlerimi ziyaret ettim. Kalanlarımı aradım. Sanırım benim bu aralar "ilahi bir sebebe" ihtiyacım var. Madem ki değişmiyor mevcut kötüler, o zaman yardımcı olsun bana mücadele için.
AŞK'la...!
Bugün kandilmiş. Gidenlerimi ziyaret ettim. Kalanlarımı aradım. Sanırım benim bu aralar "ilahi bir sebebe" ihtiyacım var. Madem ki değişmiyor mevcut kötüler, o zaman yardımcı olsun bana mücadele için.
AŞK'la...!
14 Temmuz 2011 Perşembe
11 Temmuz 2011 Pazartesi
♦ günün şarkısı ♦
Sen bizim mahalleye geldin geleli "......"
Bizde ne akıl kaldı ne de fikir bittik!
O endam eda nedir öyle hey yavrum
Kaç yıllık arkadaşlar birbirimizi sattık!
Ben sokak kedisi gibi sürünüp yerlerdee
Komşunun kızı dansta, yogada stepte
Terzi Mukaddes satıp savdı malı mülkü
Gizlisi saklısı kalmadı topumuz niyette :p
Ye Ye Ye çıtır çıtır çıtır, Ye Ye Ye kıtır kıtır...♥♥♥
Bizde ne akıl kaldı ne de fikir bittik!
O endam eda nedir öyle hey yavrum
Kaç yıllık arkadaşlar birbirimizi sattık!
Ben sokak kedisi gibi sürünüp yerlerdee
Komşunun kızı dansta, yogada stepte
Terzi Mukaddes satıp savdı malı mülkü
Gizlisi saklısı kalmadı topumuz niyette :p
Ye Ye Ye çıtır çıtır çıtır, Ye Ye Ye kıtır kıtır...♥♥♥
dünün sözü;
Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin.
Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin.
Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin.
Bir karakter ekersin, kaderini biçersin!!!
Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin.
Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin.
Bir karakter ekersin, kaderini biçersin!!!
8 Temmuz 2011 Cuma
8. KURAL
Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
6 Temmuz 2011 Çarşamba
M-A-N-İ-F-E-S-T-O ( M)
İtiraf ediyorum bu fikri çaldım bir blogerdan. Kendisinin yazdıklarını da çok beğendim, okudum onayladım. Buyrunuz bunlar da benim maddelerim :))
- Cin olmadan ADAM çarpılmaz. Varsa marifetin göster, yoksa iki adım geride dur.
- Karizma gözlükte değil, gözdeki bakıştadır. Bakmayı bilemiyorsan Gucci sana neylesin!
- Balıkla rakı, makarnayla şarap içilir. Aksini iddia edenleri komik buluyorum.
- İlla yaz ayında tatil yapılmaz, tek gidilecek sahil yeri Bodrum ve Çeşme değildir !
- Kibar olmak için dudakları bükmek, gözleri süzmek, herkesle iyi geçinmek gerekmez. Bu tür hareketler sizi komik yapar kibar değil. Zaten zerafet doğuştan gelir, yaşar ve gider.
- Bir dişi ile er kişi sadece yatağa yakışmaz. Çok sağlam kanka da olabilirler, inanmayan denesin.
- Spor salonuna terlikle gidilmez! Hadi salona kadar geldin, spora başlamadan spor ayakkabı giyilsin lütfen!!!
- Her gördüğün güzel meme, güzel dudak, güzel popo ya da güzel bacak senin olmayabilir.
- İdarecilik ve yöneticilik ayrı ayrı kavramlardır. İkisi de aynı kişide bulunacak diye bir kural yok, yoksa kasmayacaksın. Varsa imkanın kendini eğiteceksin, yoksa susup bir bileni dinleyeceksin.
- Kadınlar sadece otomatik vites araba kullanır diye bir kural da yok.
- Küba'da sevişilmeli!
- İspanya'da dans edilmeli!
- Tibet de dua edilmeli!
- Roma'ya yalnız gitmelisin en azından hayatında bir defa.
- Genç ve yakışıklı görünmek için gömlek düğmelerinin göbeğe kadar açılması gerekmez, hatta açmayım mümkünse.
- Gazete sadece 1.sayfadan ve arka kapaktaki güzel kadın fotoğraflarından ibaret değildir. İç sayfalarda okunmalı mutlaka.
- Nescafe, filtre kahve sütlü içilmez, ahlakı bozulur o çekirdeklerin, dokularına aykırı.
- Ahlak iki bacak arasında olmaz, aynada kendi gözlerinin içine bakabiliyorsan her anlamda ahlaklısın demektir.
- Zeka sadece çok iyi fizik teorisi bilip matematik sorusu çözmekle belli olmuyor.
- Güzellik geçici evet, ama geçene kadar prim yaptırıp, söz dinletiyor malasef. Fazla üzülmemek için baştan kabul etmekte fayda var.
- Erkeğin elinin kiri olan kadının ayıbı değildir! Aldatmak her iki tür için de yalnış, yapılmaması gereken korkakça bir davranış bozukluğudur.
- Kamuya açık alanlarda edebiyat, özel mekanlarda resimli çizgi roman okumayın. Ne okuyosanız o yani, zevk sizin di mi ama!
- Nutellaya nutella demem, nutella kavanozdan kaşıkla yenmedikçe!
- Ayine-s-i iştir kişinin laf-a bakılmaz, şahsın görünür rütbeyi aklı eserinde.
- Sevişmek skor yapmak için değil, gördüğünde içinde kelebekler uçurduğu için olmalı, tek seferlik olsa bile!
- Kırmızı ruj sürmek zorunda değiliz illa ki, yakışmıyorsa daha doğal bir renk tercih edin ey dişiler!!
- Erkeğin poposu en az kadınınki kadar mühimdir, güzelse fark attırır.
- Vazgeçebilmek bir erdemdir. Bazen doğru yerde, doğru zamanda vazgecebilmeli insan.
- Sinema sevmek sadece festival filmlerinden ibaret değil, bazen bildiğin şeyleri de izlemek zevk verebilir.
- "Su içsem yarıyor" bir yere kadar kurtarır, gırtlağını tutarsan su da akacağı yolu buluyor!
- Su sakinleştirir, hiçbir şey yapamıyorsan aç musluğu suya konuş.
- Üniversite eğitimi gerekli değil ama önemli, kendini tanımana yardımcı olur, ifadeni geliştirir.
- Kariyer de çocuk da yapılır, aynı anda!!
- Erkek kadın eşitliğini nezaket kurallarıyla karıştırmamak gerekir,nezakete göre bazen kadın bazen erkek bir adım geri durmayı bilmelidir. Bu O'nu daha değerli yapar.
- Dokunmak güzeldir, sevgiyi perçinler, öfkeyi dindirir, hasreti söndürür
- Sadece erkeklerin değil, kadınların da hormanları var ve hormanlar doğrultusunda hareket edebiliyorlar, unutmamak lazım
- 6 yaş altındakilerle ve 60 yaş üstündekilerle konuşurken gülümse:)
- Modaya uymak vitrindeki mankeni olduğu gibi kopyalamak değildir, herkese herşey yakışmaz!!!
- İstanbul "Etiler -Nişantaşı- Caddebostan"dan, Eskişehir " barlar sokağından" ibaret olmadığı gibi Ankara da "Tunalı- Bilkent ve Park Caddesi"nden ibaret değil, hep aynı yerlerde dönüp dolaşmamalı.
- Hatasız kul olmaz! Hatalarından ısrarla uslanmayan aptal vardır ama!
- Çok bilen çok yanılabilir de hiç bilmeyen baştan kayıp zaten.
- "Dişilikten önce kişiliği gelen kahvaltı kadını" olmak, yüksek ökçeler üzerinde muhteşem dekolteyle seksi bir kadın olmaktan daha zor ve daha keyiflidir.
- Evlenilecek kadın mantığı kadar, baba olacak erkek mantığı da vardır.
- Herkesin bir erkeğe ihtiyacı var!
- Herkesin bir kadına ihtiyacı var!
- Hayatımız sadece kahkahadan ibaret olmadığı gibi, sadece gözyaşından da ibaret değil, gülerken ağlamayı becerebilmeli
- Fazla alçakgönüllü olma, gerçek sanırlar; ancak çok kabarırsan da fena indirirler.
- Gurur- kibir-inat aynı ipte oynayan 3 cambazsa, onları eğiten akrobat da sensin!
- Sadece beslediğin hayvanları değil, korktuklarını da sev, uzak durabilirsin sorun yok :)
- Herkesin kendine ait bir sırrı olmalı bence, ruhuyla kendi arasında!
- YE, DUA ET, SEV :=))
3 Temmuz 2011 Pazar
Sana Dokunmak Hayatı Temize Çekmek Gibi...
Az önce geldim eve. Bir elimde kapının anahtarı diğerinde küçük pet şişe su ve ıslak mendilim. Kafamda milyon tane düşünce ve yüreğimdekilerle. Yine bile bile, göz göre göre yaptın dedim içimden. Hiç uslanmayacak mısın yahu? İnsan sonunu bilerek başından hiç olmamış gibi başlar mı her seferinde ? Üstüne üstlük ilk seferinde yapmamışsın bu hatayı, kaçmış aradan, neden ikinci kere de kaçmasına fırsat vermiyorsun, di mi ama! Öyle gözünüzde canlandırdığınız gibi büyük bir olay yok. Sinemaya gittim. Bir film izledim ve hayatım değişti diye devam etmeyi çok isterdim ama yine bir film izledim ve gözlerim şişti. İçime bir yumru oturdu, eve dönerken yavaş geldim ki düşünecek zamanım olsun. En iyi araba kullanırken düşünüyorum ben. İç sesimi dinliyorum, ışıkları, levhaları takip ederken, kornaları duyarken, içimi dinliyorum bir yandan. Sakinleşiyorum, üzgünsem gülümsüyorum ya da gözlerim doluveriyor haykırarak ağlıyorum. Bu sefer sadece düşündüm. Acaba böyle yargıladığım insanlar oldu mu dedim, ben yargılandım mı peşin hükümlü? Cama vuran su damlasının yavaş yavaş aşağı doğru süzülürken diğer bir damlaya karışıp daha hızlı yol aldığı gibi ben de kaç kez karıştım diğer sulara? Vaktim var mı hala sevmeye, bunu yüreklice söylemeye, sevişebilmeye, el ele tutuşabilip kollarında sarhoş olmaya? Dokunarak sevebilir mi insan? Tene, göze, yüreğe dokunarak sevebilir mi? Bedeni olmadan dişinin/ er kişinin bu sevgiyi sonuna dek hissedebilir mi? Sonunu çok iyi bildiği bir hikayeyi en baştan hevesle yazabilir mi? Hala da düşünüyorum. İncir Reçeli sever misiniz?Ben sevmem. Hatta tadını bile bilmem. Bundan bile pişmanlık duyar haldeyim şu anda. Henüz vaktim varken, en azından ben bilmezken sonun neresi olduğunu tadını öğrenmeliyim bu reçelin. Kimimizin incirdir, kimimizin çilek, bazısının dut, bir diğerinin üzümdür sevdiği. Özünde sevgimizdir onları farklı kılan, ağzımızda en sevdiğimiz tadı bıraktıran. Aynı kavanozdan beş kişi yer, biri yüzünü buruşturur, yanındaki pişman olur, diğeri bir kaşık daha almak ister :) İncir Reçeli; ölümlü olduğunu her saniye hatırlayan bir dişinin, ölümsüzlüğünü anlatıyor kısaca. O'na ölümsüzlüğü sağlayanın da aşk olduğunu hatırlatıyor. Film bitip, ışıklar yandığında şiş gözlerim ve ıslak dudaklarımla sağıma dönüp " zamanın varken, sağlıklıyken sevişmelisin" dedim burnunu çeken arkadaşıma. "Seni Seviyorum" cımbızla çıkmamalı ağızdan diye cevap verdi. Ana fikrini çıkardık filmin. Filmimizin. Gülerken ne çok ağladığımızı, inkar ederken ne çok sevdiğimizi, beklemezken ne çok beklendiğimizi düşündük. Öyle aktı geçti düşünceler, özlemler, hasretler, keşkeler...
İncir Reçeli'ni izleyin derim ben. Sonunu bile bile, alın kalemi elinize hikayenizi baştan yazın. Haa bir de sevişin, sağlığınız, aklınız ve yüreğiniz yerindeyken..:)
İncir Reçeli'ni izleyin derim ben. Sonunu bile bile, alın kalemi elinize hikayenizi baştan yazın. Haa bir de sevişin, sağlığınız, aklınız ve yüreğiniz yerindeyken..:)
1 Temmuz 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
