3 Temmuz 2011 Pazar

Sana Dokunmak Hayatı Temize Çekmek Gibi...

Az önce geldim eve. Bir elimde kapının anahtarı diğerinde küçük pet şişe su ve ıslak mendilim. Kafamda milyon tane düşünce ve yüreğimdekilerle. Yine bile bile, göz göre göre yaptın dedim içimden.  Hiç uslanmayacak mısın yahu? İnsan sonunu bilerek başından hiç olmamış gibi başlar mı her seferinde ? Üstüne üstlük ilk seferinde yapmamışsın bu hatayı, kaçmış aradan, neden ikinci kere de kaçmasına fırsat vermiyorsun, di mi ama! Öyle gözünüzde canlandırdığınız gibi büyük bir olay yok. Sinemaya gittim. Bir film izledim ve hayatım değişti diye devam etmeyi çok isterdim ama yine bir film izledim ve gözlerim şişti. İçime bir yumru oturdu, eve dönerken yavaş geldim ki düşünecek zamanım olsun. En iyi araba kullanırken düşünüyorum ben. İç sesimi dinliyorum, ışıkları, levhaları takip ederken, kornaları duyarken, içimi dinliyorum bir yandan. Sakinleşiyorum, üzgünsem gülümsüyorum ya da gözlerim doluveriyor haykırarak ağlıyorum. Bu sefer sadece düşündüm. Acaba böyle yargıladığım insanlar oldu mu dedim, ben yargılandım mı peşin hükümlü? Cama vuran su damlasının yavaş yavaş aşağı doğru süzülürken diğer bir damlaya karışıp daha hızlı yol aldığı gibi ben de kaç kez karıştım diğer sulara? Vaktim var mı hala sevmeye, bunu yüreklice söylemeye, sevişebilmeye, el ele tutuşabilip kollarında sarhoş olmaya? Dokunarak sevebilir mi insan? Tene, göze, yüreğe dokunarak sevebilir mi? Bedeni olmadan dişinin/ er kişinin bu sevgiyi sonuna dek hissedebilir mi? Sonunu çok iyi bildiği bir hikayeyi en baştan hevesle yazabilir mi? Hala da düşünüyorum. İncir Reçeli sever misiniz?Ben sevmem. Hatta tadını bile bilmem. Bundan bile pişmanlık duyar haldeyim şu anda. Henüz vaktim varken, en azından ben bilmezken sonun neresi olduğunu tadını öğrenmeliyim bu reçelin. Kimimizin incirdir, kimimizin çilek, bazısının dut, bir diğerinin üzümdür sevdiği. Özünde sevgimizdir onları farklı kılan, ağzımızda en sevdiğimiz tadı bıraktıran. Aynı kavanozdan beş kişi yer, biri yüzünü buruşturur, yanındaki pişman olur, diğeri bir kaşık daha almak ister :) İncir Reçeli; ölümlü olduğunu her saniye hatırlayan bir dişinin, ölümsüzlüğünü anlatıyor kısaca. O'na ölümsüzlüğü sağlayanın da aşk olduğunu hatırlatıyor. Film bitip, ışıklar yandığında  şiş gözlerim ve ıslak dudaklarımla sağıma dönüp " zamanın varken, sağlıklıyken sevişmelisin" dedim burnunu çeken arkadaşıma. "Seni Seviyorum" cımbızla çıkmamalı ağızdan diye cevap verdi. Ana fikrini çıkardık filmin. Filmimizin. Gülerken ne çok ağladığımızı, inkar ederken ne çok sevdiğimizi, beklemezken ne çok beklendiğimizi düşündük. Öyle aktı geçti düşünceler, özlemler, hasretler, keşkeler...
İncir Reçeli'ni izleyin derim ben. Sonunu bile bile, alın kalemi elinize hikayenizi baştan yazın. Haa bir de sevişin, sağlığınız, aklınız ve yüreğiniz yerindeyken..:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder