29 Nisan 2012 Pazar

Çirkin Olarak Ölmesin insan *


İçine aldığın bir insanı, bir gün gelip içinden çıkardığında ne hisseder
acaba insan?..
Belki kızgınlık...
Belki öfke...
Belki kayıtsızlık...
Belki de rahatlık...
Ya bir defa içine aldığın insan, sana ne yapmış olursa, ona intikam
duyarsın ki?..
Aldatırsa mı?..
Terk edip giderse mi?..
Takmazsa mı?.
Adını anmazsa mı?..
İnsan karakterleri lay lay lom günlerde belli olmaz... Lay lay lom günlerin
hayatı hafiftir...
Çatışan değil, çakışan hayatlar vardır... Amaçlar aynıdır...
Hayat beraberdir... Çıkarlar ortaktır...
İnsan karakterleri lay lay lom günlerde daha bir rahattır...
Çıkarlar henüz çatışmamıştır… Çıkarlar çatışmadığı için insan etiği
ortaya çıkmamıştır...
Hayat esasen çıkarlar çatıştığında ortaya çıkar...
Etik denilen şey iyi günde değil, kötü günde belli olur...
Aşk ve arkadaşlık ilişkileri inişli çıkışlıdır...
Sevgiler, dostluklar, çıkarlar, çatışmalar içinde yaşanır...
Bazen aşkın suları taşar sel olur, bazen kurur çöl olur...
Aşkın sularının taştığı zamanlarda değil, esasen aşkın sularının buhar olup
uçtuğu zamanlarda insan karakterleri ayyuka çıkar...
Kimin ne olduğu ya da ne olmadığı o zaman belli olur...
Aşk bittiği zaman çirkinleşmeyenler insandır...
Aşk bittiğinde çirkinleşenler, çirkindir...
Ben aşık olan insanlara bakmam...
Ben aşk bittiğinde çirkinleşmeyen insanlara bakarım... Çirkinleşmeden
yaşayabilenleri sevip sayarım...
Bir zamanların arkadaşlıkları, dostlukları, çizilmiş ortak kaderleri,
sevinçleri, paylaşımları gün gelir bitebilir...
Hayat insanları başka yerlere savurabilir...
Öyle anlarda geçmiş dostlukları, arkadaşlıkları, sevinçleri ve hüzünleri
hayatından hemen silebilenlere güven duymam...
Yeni arkadaşlıklarının ve dostluklarının da aynı sonla biteceğinden
kuşku duymam...
Çünkü bilirim ki... Bir insan hayatının sihirli sözcüğü bir bankanın geçmiş
 bir reklam filmindeki repliği gibidir...
Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır...
Çirkinlikle biten hayatların üzerine, güzel hayatlar inşa edilemez...
Çirkinin üzerinden güzel yükselmez...
Hani Sezen söylüyor ya...

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem... Gitmem...
Unutamam... Acı tatlı ne varsa hazinemdir...”

Geçmiş yaşadıklarını hazine olarak görmeyenleri sevmem ben...
Sevdiğine karşı zamanı gelince çirkinleşenleri makbul bulmam ben...
Geçmişimde içime girmiş olan insanlarla ilgili konuşmam ben...
O insanlarla ilgili vıdı vıdı konuşanları ayıplarım ben...
Güzellikler bitse de güzellikler güzel olarak kalmalı...
Hayat da bitecek bir gün nasılsa...
Çirkin olarak yaşanmamalı ki...
Çirkin olarak ölmesin insan...

3 yorum:

  1. reha hep derdi; nerde benim alkısım diye
    bu defa alkıslanmayı hak etmis:)

    YanıtlaSil
  2. Burada içine girmeyi sevmek olarak algılamak istiyorum, sapık kimliğimi bir kenara bırakarak. :))

    Aşkın bitipte ayrılığın başladığı zamanlarda, geçmişte iyi niyetli olarak tanıdığımız insanlar şerefsiz olarak tanımlanmaya başlamıyorsa eğer, o insan doğru insandır. Belki de aşk birlikteyken değil ayrıyken değerlendirilen bir şeydir.

    YanıtlaSil