İçine aldığın bir insanı, bir gün gelip içinden
çıkardığında ne hisseder
acaba insan?..
Belki kızgınlık...
Belki öfke...
Belki kayıtsızlık...
Belki de rahatlık...
Ya bir defa içine aldığın insan, sana ne yapmış
olursa, ona intikam
duyarsın ki?..
Aldatırsa mı?..
Terk edip giderse mi?..
Takmazsa mı?.
Adını anmazsa mı?..
İnsan karakterleri lay lay lom günlerde belli
olmaz... Lay lay lom günlerin
hayatı hafiftir...
Çatışan değil, çakışan hayatlar vardır... Amaçlar
aynıdır...
Hayat beraberdir... Çıkarlar ortaktır...
İnsan karakterleri lay lay lom günlerde daha bir
rahattır...
Çıkarlar henüz çatışmamıştır… Çıkarlar çatışmadığı
için insan etiği
ortaya çıkmamıştır...
Hayat esasen çıkarlar çatıştığında ortaya çıkar...
Etik denilen şey iyi günde değil, kötü günde belli
olur...
Aşk ve arkadaşlık ilişkileri inişli çıkışlıdır...
Sevgiler, dostluklar, çıkarlar, çatışmalar içinde
yaşanır...
Bazen aşkın suları taşar sel olur, bazen kurur çöl
olur...
Aşkın sularının taştığı zamanlarda değil, esasen
aşkın sularının buhar olup
uçtuğu zamanlarda insan karakterleri ayyuka çıkar...
Kimin ne olduğu ya da ne olmadığı o zaman belli
olur...
Aşk bittiği zaman çirkinleşmeyenler insandır...
Aşk bittiğinde çirkinleşenler, çirkindir...
Ben aşık olan insanlara bakmam...
Ben aşk bittiğinde çirkinleşmeyen insanlara
bakarım... Çirkinleşmeden
yaşayabilenleri sevip sayarım...
Bir zamanların arkadaşlıkları, dostlukları, çizilmiş
ortak kaderleri,
sevinçleri, paylaşımları gün gelir bitebilir...
Hayat insanları başka yerlere savurabilir...
Öyle anlarda geçmiş dostlukları, arkadaşlıkları,
sevinçleri ve hüzünleri
hayatından hemen silebilenlere güven duymam...
Yeni arkadaşlıklarının ve dostluklarının da aynı
sonla biteceğinden
kuşku duymam...
Çünkü bilirim ki... Bir insan hayatının sihirli
sözcüğü bir bankanın geçmiş
bir reklam filmindeki repliği gibidir...
Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır...
Çirkinlikle biten hayatların üzerine, güzel hayatlar
inşa edilemez...
Çirkinin üzerinden güzel yükselmez...
Hani Sezen söylüyor ya...
“Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem... Gitmem...
Unutamam... Acı tatlı ne varsa hazinemdir...”
Geçmiş yaşadıklarını hazine olarak görmeyenleri
sevmem ben...
Sevdiğine karşı zamanı gelince çirkinleşenleri
makbul bulmam ben...
Geçmişimde içime girmiş olan insanlarla ilgili
konuşmam ben...
O insanlarla ilgili vıdı vıdı konuşanları ayıplarım
ben...
Güzellikler bitse de güzellikler güzel olarak
kalmalı...
Hayat da bitecek bir gün nasılsa...
Çirkin olarak yaşanmamalı ki...
Çirkin olarak ölmesin insan...
reha hep derdi; nerde benim alkısım diye
YanıtlaSilbu defa alkıslanmayı hak etmis:)
etkiledi beni de bu yalın hali.
YanıtlaSilBurada içine girmeyi sevmek olarak algılamak istiyorum, sapık kimliğimi bir kenara bırakarak. :))
YanıtlaSilAşkın bitipte ayrılığın başladığı zamanlarda, geçmişte iyi niyetli olarak tanıdığımız insanlar şerefsiz olarak tanımlanmaya başlamıyorsa eğer, o insan doğru insandır. Belki de aşk birlikteyken değil ayrıyken değerlendirilen bir şeydir.